|
Son Haberler
İslam dünyasının iki büyük bayramından biri olan ve...
devamını oku
09.09.2010
İran'da, taşlanarak öldürme şeklinde uygulanan recm cezasına...
devamını oku
08.09.2010
Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde Cumhurbaşkanı Derviş...
devamını oku
08.09.2010
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas yürütülmekte olan...
devamını oku
08.09.2010
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas...
devamını oku
08.09.2010
Sponsor Bağlantılar
|
Reklam
EROĞLU'NUN LEFKOŞA ŞÖLENİ GERÇEKLEŞTİRİLDİUlusal Birlik Partisi (UBP) Cumhurbaşkanı Adayı, UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu, seçim propagandası faaliyetlerini bu akşam başkent Lefkoşa’da düzenlenen şölenle başlattı. “Halk Geliyor Fark Geliyor” sloganıyla yapılan şölen, Lefkoşa Atatürk Spor Salonu’nda yer aldı.
Şölen, Ulusal Birlik Partisi (UBP) Cumhurbaşkanı Adayı, UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu’nun eşi Meral Eroğlu ile birlikte saat 19.35’de salona alkışlar arasında girişiyle başladı. SOS müzik grubunun şarkılarıyla renk kattığı şölene DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, MAP Genel Başkanı Ata Tepe, HİS Partisi Genel Başkanı Ahmet Yönlüer ile LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları da katılarak, UBP Cumhurbaşkanı Adayı, Başbakan Eroğlu’na 18 Nisan’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde destek belirttiler.UBP’li bakanlar, milletvekilleri ve belediye başkanları ile DP’li milletvekilleri ile belediye başkanlarının de hazır bulunduğu şölende, KKTC’nin çeşitli bölgelerinden ayrı ayrı mesleklerden vatandaşlar sahneye davet edilerek, yaptıkları kısa konuşmalarda Eroğlu’na destek verdiler. EROĞLU UBP Cumhurbaşkanı Adayı, Başbakan Eroğlu şölendeki konuşmasında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, kendini destekleme kararı alan, Demokrat Partililer, Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, Milliyetçi Adalet Partisi Genel Başkanı Ata Tepe ve Halk İçin Siyaset Partisi Genel Başkanı Ahmet Yönlüer’e destekleri için teşekkür etti. Şölene katılanlara seslenerek “Halkın iradesini yok saymaya, egemenliğini reddetmeye çalışanlara güzel bir demokrasi dersi veriyorsunuz” diyen Eroğlu, “Bizimkisi bir sevda. Bizim sevdamızın adı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Bizim sevdamızın hedefi, özgürlük, demokrasi, refah. Bizim sevdamızın kaynağı ulusumuz, halkımız… Buradan tüm dünyaya 18 Nisan akşamının sonuçlarını ilan ediyorum. Yüzde 60 yeter; İlk turda biter… Halk geliyor; fark geliyor…” dedi. UBP Cumhurbaşkanı Adayı, Başbakan Eroğlu konuşmasında, Cumhurbaşkanlığı’na neden aday olduğunu da şu sözlerle açıkladı: “Ben siyasi yaşamım boyunca hiç bir göreve talip olmadım. Hep bana verilen görevleri layıkı ile yerine getirmeye çalıştım. Bu kez de öyle oldu. Sizden gelen talepler ve öneriler üzerine aday oldum. Partimin yetkili kurullarının kararları, milletvekili arkadaşlarımın oybirliği ve bu görevi halkım için en güzel, en doğru biçimde yapacağımdan emin olduğum için aday oldum. Eroğlu; “halkın, 18 Nisan’da KKTC tarihinin en önemli kararlarından birine imza atacağını ve oylarıyla, ülke ve halkın geleceğini, devletin kaderini, gelecek nesillerin nasıl bir Kıbrıs’ta yaşayacaklarını belirleyeceğini” kaydederek, “Bu seçimi güzel bir farkla kazanmamız, hala Kıbrıs Türkü’nün nasıl bir antlaşma istediğini anlamayanlara verilebilecek en güçlü cevap olacaktır. Ben ve Cumhurbaşkanlığı’nda birlikte çalışacağımız ekip arkadaşlarım; farklı bir tarzla, tutumla, yaklaşımla görevimizi yapacağız” dedi ve şunları söyledi: “Biz farklıyız derken, kimseyi ötekileştirmiyoruz. Tam tersine, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne bağlılık ve onu yüceltme temelinde, herkesi birleştirmeyi, bütünleştirmeyi hedefliyoruz. Biz her zaman size, parlamenter demokrasimize, sivil toplum örgütlerimize, uzmanlarımıza, halkımıza dayanan, güvenen bir anlayış içinde olacağız.” “KIBRIS SORUNUNUN BİR ÇÖZÜM ANLAŞMASI İLE GERİDE KALMASINI SAMİMİYETLE İSTİYORUZ” Görüşme sürecinin sonucunda, bu topraklarda Kıbrıs Türk halkının onuruyla yaşayacağı, kazanımlarını alıp götürmeyecek, makul, halkın ve Anavatan Türkiye’deki halkın kabul edebileceği bir anlaşma ortaya çıkarsa, bunu imzalayacak dirayet ve cesarete sahip olduklarını vurgulayan UBP Cumhurbaşkanı Adayı, Başbakan Eroğlu, “Seçildiğim günün hemen ertesi günü, Sayın Hristofyas’la dilediği yerde bir araya gelmeye hazır olacağım. Kendisine iyi niyetle, yapıcı bir şekilde sürecin devamını sağlamaya hazır olduğumuzu, var olan gerçekler temelinde bir anlaşma için üzerimize düşeni yapacağımızı söyleyeceğim ve masaya davet edeceğim” dedi. “BU SÜREÇTE OLUŞTURACAĞIMIZ ULUSAL KONSEY VE HALK HEP DEVREDE OLACAK” Eroğlu, müzakere süreci için oluşturacakları Ulusal Konsey ve halkın hep devrede olacağını belirtti. Kıbrıs konusunu, Cumhuriyet Meclisi tarafından oluşturulacak ve adını hep birlikte verecekleri yeni bir platformda ve hükümetle birlikte yürüteceklerini, halkın görüşmeleri yakından takip edebileceğini, halka ve sivil toplum örgütlerine, ilgili kurum ve kuruluşlara gelişmelerle ilgili sürekli açık ve net bilgi vereceklerini bildiren Eroğlu, “Onların düşünce ve önerilerini de mutlaka dikkate alacağız” diye konuştu. “UZMAN BİR GÖRÜŞMECİ HEYETİ İLE ÇALIŞACAĞIZ, DIŞ TEMASLARA VE LOBİ FAALİYETLERİNE AĞIRLIK VERECEĞİZ” Cumhurbaşkanı olması halinde “ben bilirim, ben yaparım olur” zihniyetinin geride kalacağını, iş çevrelerinden, Anayasa, uluslararası hukuk, ekonomi, finans, toprak, mülkiyet, Avrupa Birliği, insan hakları gibi konularda deneyimli akademisyen ve diplomatlardan oluşan büyük bir ekip meydana getireceklerini ifade eden Eroğlu, “KKTC Cumhurbaşkanı olarak görüşmeleri bu ekiple birlikte götüreceğim. Dış temasların ülkemize yararlı bir şekilde gerçekleşmesi için hükümet ve Anavatan Türkiye ile birlikte ciddi ve planlı çalışmalar yapacağız, lobi faaliyetlerine ağırlık vereceğiz” dedi. “BU SÜREÇTE ANAVATAN TÜRKİYE İLE HER ZAMAN SICAK VE YAKIN İŞBİRLİĞİ İÇİNDE OLACAĞIZ” UBP Cumhurbaşkanı Adayı, Başbakan Eroğlu, Anavatan Türkiye’nin kendileri için taşıdığı önemin bilincinde olduklarına ve Kıbrıs konusunun ulusal bir konu olduğuna işaret ederek, Anavatan Türkiye’nin devlet ve hükümet yetkilileriyle sıcak ve yakın işbirliği çerçevesinde çalışacaklarını söyledi. “CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMI DAHA GÜÇLÜ BİR DEVLET, GELECEĞİN KKTC’Sİ VE HALKIMIZIN MUTLULUĞU İÇİN ETKİN BİR BİÇİMDE ÇALIŞACAK” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nın sadece görüşmecilik makamı olmadığını, KKTC Anayasası’na göre Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda yürütmenin başı olduğunu ifade eden Eroğlu, “Bu bilinçle halkımızın ekonomik ve sosyal sorunlarının aşılması, hükümetin daha başarılı çalışmalar yapması için de üzerime düşeni yapacağım. Halkın birlik ve beraberlik içinde olabilmesi için tüm gücümle gayret göstereceğim. Devletimizin varlığından, Anayasal düzenimizin korunmasından yana olan herkesle işbirliği yapacağım” dedi ve ekledi: “Cumhurbaşkanlığı makamı daha güçlü bir devlet, geleceğin KKTC’si ve halkımızın mutluluğu için etkin bir biçimde çalışacak... Anavatan Türkiye’den su, elektrik, doğal gaz getirilmesi, büyük yatırımcıların ülkemize gelmeleri, üniversitelerimizin büyüyüp gelişmesi, turizmde istenilen noktaya gelinmesi, tüm sektörlerin sıkıntılarının aşılması için çaba göstereceğim.” “CUMHURBAŞKANLIĞI’NIN KAPILARINI HALKA AÇACAĞIM” Eroğlu, “18 Nisan akşamından hemen sonra beş yıldır halkın sorunlarına kapalı olan Cumhurbaşkanlığı makamının kapılarını sonuna kadar halka açacağım. Halkımızın sorunları bizim sorunlarımızdır. Bunlara birlikte çare arayacağız. Cumhurbaşkanlığı’nın bütün olanaklarını halkın birlik beraberliği, toplumun kucaklaşması, toplumsal dayanışmanın artırılması için seferber edeceğim” diye konuştu. Müzakerelerde izlediği tavırla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a eleştiriler yönelterek, Talat’ı, Kıbrıs görüşmelerini “seçim malzemesi” yapmakla suçlayan Eroğlu, kendilerinin nasıl bir anlaşma istediklerini de anlattı ve sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin devamının söz konusu olmayacağına vurgu yaptı. UBP Cumhurbaşkanı Adayı, Başbakan Eroğlu, “Hiç kimse şunu unutmasın ki Kıbrıs Cumhuriyeti devam etmeyecek, yeni bir devlet ortaya çıkacak... İki kurucu devletin ortaklığı anlaşmanın temelini teşkil etmelidir. İki bölgelilik hiçbir şekilde bozulmamalıdır” şeklinde konuştu. AİHM KARARI Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından Taşınmaz Mal Komisyonu ile ilgili olarak alınan kararın önemli olduğunu, ancak uygulamada ne olacağının, Rumların bu karar karşısında ne yapacağının Türk tarafınca izlenmesi gerektiğini ifade eden Eroğlu, “Unutmamalıyız ki, bu karar Anavatan Türkiye’yi Kıbrıs’ta işgalci, KKTC’yi de Türkiye’nin bir alt yönetimi olarak değerlendirme yanlışlığını da içeriyor. Üstelik Orams kararı ve benzeri tehlikeler devam etmektedir. Ama daha da önemlisi, bizim hukuk sistemimizde bu ve benzeri konularda adım atma yeteneğine sahip olan makam Cumhurbaşkanlığı değildir, Meclis ve Hükümet’tir “dedi. Taşınmaz Mal Komisyonu’nun ilk versiyonunun kendi hükümetleri döneminde kurulduğunu belirten UBP Cumhurbaşkanı Adayı, Başbakan Eroğlu, “Ama mülkiyet ile ilgili devlet politikamıza uygun olarak, sadece takas ve tazminat Komisyon’un yetkisine verilmişti. Geri iade ve manevi tazminat yoktu” diyerek, şunları söyledi: “Komisyon’a başvuru yapılabilmesini sağlayan sınır kapılarının açılması kararı da DP ile koalisyonda olduğumuz dönemde alınmış ve uygulanmıştır...” Garanti ve İttifak Antlaşmaları’nı görüşme masasında reddeden Hristofyas’a gereken cevabın, gerektiği oranda verilmediği, yeterince sert tepki konulmadığı için Rum Meclisi’nin aynı tutumu bu kez bir adım daha ileri götürerek bir karara dönüştürdüğünü kaydeden Eroğlu, “Meclisimiz bu karara uygun şekilde ve düzeyde gereken yanıtı tek sesle vermiştir” dedi. Türkiye’nin bölgede ve dünyadaki önemine dikkat çekerek, KKTC’nin bundan güç alması gerektiğini söyleyen UBP Cumhurbaşkanı Adayı, Başbakan Eroğlu, şöyle dedi: “ANAVATAN TÜRKİYE’NİN GÜCÜNDEN GÜÇ ALMALIYIZ” “Anavatan Türkiye, son yıllarda izlediği ‘komşularla sıfır sorun politikası’ neticesinde, gerek bölgede, gerekse dünyada ciddi şekilde saygı duyulan bir büyük devlet konumuna gelmiştir. Son dönemde Türk dış politikası, Avrupa Birliği ana ekseninde, ama aynı zamanda çok yönlü bir hal almıştır. Bu sayede Türkiye başta Müslüman ülkeler olmak üzere, tüm dünyanın dikkatle izlediği bir ülke konumuna yükselmiştir. İşte böyle bir konjonktürde, önemi bu kadar artmış olan bir Anavatan varken, bu önemden ve güçten güç almak ve müzakere masasında Kıbrıs Türk halkının hak ettiği hususları net şekilde talep etmek, zorlamak gerekir... Müzakere masasında Anavatan Türkiye’nin artan gücünden yararlanmak gerekir. Üstelik bu, hem çözüm müzakereleri bakımından, hem de alternatif çözüm modelleri bakımından doğru ve gereklidir. Sonuç itibariyle görüşmelerin hangi zeminde devam edeceği noktasını bir kez daha net şekilde ortaya koymak istiyorum: NASIL BİR ANLAŞMA... Bize göre, görüşmeler sonucunda bir çözüm antlaşması bulunabilir, Kıbrıs’ta yeni bir ortaklık yaratılabilirse bu çözüm antlaşması; Kıbrıs Türkünü bir daha 1974 öncesine geri döndürememelidir. Halkımız yeniden evini barkını terketmek zorunda kalmamalıdır. KKTC ile Anavatan Türkiye arasında her alanda var olan ilişkileri zayıflatmamalı, aksine güçlendirmelidir. Garanti ve İttifak Antlaşmaları ile bunların yarattığı etkin ve fiili garanti hiçbir biçimde zedelenmemelidir. Anlaşmada her iki halk da aynı oranda egemen olmalıdır. İki kurucu devletin ortaklığı anlaşmanın temelini teşkil etmelidir. İki bölgelilik hiçbir şekilde bozulmamalıdır. Çözüm hem AB içinde, hem de çeşitli uluslararası mahkemeler karşısında yıpratılamaz olmalıdır. Bu, derogasyonlarla Avrupa Birliği içinde güvenceye alınmalıdır. Anavatan Türkiye, Avrupa Birliği’ne tam üye oluncaya dek, Türkiye’ye, Kıbrıs adası bakımından her açıdan bir AB üyesi ülke muamelesi yapılmalıdır. Bir anlaşmada, Kıbrıs Türk halkının ulusal kimliğini erozyona uğratacak düzenlemeler olmamalıdır. Çözüm antlaşmasının zemini bunlar olmalıdır. Bize göre, Birleşmiş Milletler parametreleri bütün bu unsurları içinde barındırmaktadır. Bu ilkeler çerçevesinde görüşmeleri tüm iyi niyetimle sürdüreceğim. Bizler; savaşın etkilerini, yıkıcı acılarını herkesten çok daha iyi bilen insanlarız. Barışın, ama kalıcı olan bir barışın anlamını, ‘barışçı’ olduğunu iddia edenlerden çok daha iyi biliyoruz. Ben, ister kapsamlı bir çözümle, isterse de başka şekilde olsun, her hal ve şartta, KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının kalıcı bir barış ortamında yaşaması için her tür çabayı göstereceğim. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.” Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’a da seslenerek, Hristofyas’ın “Biz çözemedik, uluslararası konferans toplayalım. Türkiye’nin işgalci olduğunu, Kıbrıs’ta yasadışı yerleşikler bulunduğunu göz ardı etmeyelim” şeklindeki açıklamalarına da işaret eden UBP Cumhurbaşkanı Adayı, Başbakan Eroğlu, bu konuda Hristofyas’a müzakerelerde gereken yanıtın verilmediğini kaydederek, “Bu son derece sakıncalıdır” dedi ve ekledi: “KİMSE ANAVATAN TÜRKİYE’Yİ BURADA İŞGALCİ OLARAK NİTELEYEMEZ” “Kimse Anavatan Türkiye’yi burada işgalci olarak niteleyemez. Kimsenin bizim vatandaşlarımız hakkında söz söyleme hakkı yoktur.” Konuşmasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkına da seslenen UBP Cumhurbaşkanı Adayı, Başbakan Eroğlu, “Sizin desteğinizle Cumhurbaşkanlığı’na adayım. Takdir sizden, hizmet bizden” dedi ve şunları söyledi: “Şunu da ifade etmekte yarar görüyorum; Ben, sadece Ulusal Birlik Partililerin değil tüm Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sevdalılarının adayıyım. Bunun bilincindeyim. ‘KKTC yaşamalı, yüceltilmeli’ diyen herkesin, Kıbrıs Türk halkının refah ve güven içerisinde yaşamasını arzu edenlerin tamamının bizimle olacağından eminim. Başarmalıyız, başaracağız. Hedef belli... Sen iste yeter, ilk turda biter.” “Kıbrıs Türk halkının mutluluğunu artırmaya, halkın güven içinde, refah içinde yaşatılması için çalışmaya, ülkenin kalkınması, daha güzel günlere ulaşması için çaba göstermeye, bu topraklardan, bu semalardan ay yıldızlı bayrakları indirtmemeye, ezan seslerini susturtmamaya yemin ettiğini” kaydeden UBP Cumhurbaşkanı Adayı, Başbakan Eroğlu şöyle dedi. “Biz, Kıbrıs’ta Rumlarla eşit egemenliğe sahip bir halkız. Biz, Kıbrıs’ta kendi devletimizde, Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili güvencesi altında, özgürce yaşamak istiyoruz. Biz; makul, adil, yaşayabilir, eşitliğe dayalı bir antlaşmaya varız. Ama, kimseye yama olmayız. Haydi 18 Nisan’da sandık başına. Oylarınızı bölmeyiniz. Hırsla hareket edenlere prim vermeyiniz. Ben size güveniyorum, inanıyorum.” 20.03.2010
|
Rastgele Linkler
Sponsor Bağlantılar
|

SOS müzik grubunun şarkılarıyla renk kattığı şölene DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, MAP Genel Başkanı Ata Tepe, HİS Partisi Genel Başkanı Ahmet Yönlüer ile LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları da katılarak, UBP Cumhurbaşkanı Adayı, Başbakan Eroğlu’na 18 Nisan’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde destek belirttiler.
